
ÇOŞAN, SAĞLIKTAKİ KARA TABLOYU ANLATTI
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Çanakkale Şube Başkanı Canan Çoşan Sağlıkta yaşanan sorunları, Sendika Eş Genel Başkanı Hüsnü Yıldırım’da katıldığı basın toplantısı ile değerlendirdi sağlıktaki durumu değerlendirirken inanılmaz iddialarda bulunan Çoşan, hastanelerdeki inanılmaz olumsuzlukları, adaletsizlikleri ve ayrımcılık iddialarını basın açıklamasına taşıdı.

SAĞLIKTA YAŞANAN SORUN VE EKSİKLİKLERİ BASIN TOPLANTISI İLE DUYURDU
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Eş Genel Başkanı Hüsnü Yıldırım Çanakkale Merkez ilçe ve beldelerinde sağlık ocaklarını ve hastaneleri ziyaret etmek ve sağlık çalışanları ile görüş alışverişinde bulunmak için Çanakkale’ye geldi. İki gün süren ziyaret ve istişarelerin ardından sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Çanakkale Şube Başkanı Canan Çoşan eş başkan yardımcısı Yıldırım ve beraberindekiler ile birlikte basın toplantısı düzenledi. Çoşan basın toplantısında Eş Genel Başkanı Hüsnü Yıldırım ve beraberindekiler ile gerçekleştirilen çalışmalar ile ilgili bilgiler verdi Çoşan çalışmalar ile ilgili şunları söyledi. “Eş Genel Başkanı Hüsnü Yıldırım da bulunuyor. 2 gündür Çanakkale ve ilçelerinin birçok sağlık ve sosyal hizmet işyerini, hastanelerini gezdik. Çanakkale Tabip Odasını ziyaret ettik. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü ve İl Sağlık Müdürüyle görüştük. Sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin sorunlarını yerinde gözlemledik ve ilk ağızdan dinledik. Bir kez daha gördük ve deneyimledik ki, sağlık ve sosyal hizmetler sistemi iflasın eşiğindedir. Çalışanlar mesleki, ekonomik ve psikolojik açıdan aşırı yıpranmış ve tükenmiş vaziyettedir. Hizmet alanlar umutsuz, çaresiz ve giderek daha da tahammülsüz haldedir. Mevcut haliyle bu sistem yetişmiş eğitimli, nitelikli insan ve işgücünü öğütür duruma gelmiştir. Yurttaşlara da vadedebileceği bir şey kalmamıştır. Bugün burada sahadan derlediğimiz sağlık ve sosyal hizmet sorunlarını bir kez daha ifşa edeceğiz. Umarız yönetim kademelerindekiler bu ifşaatlarımızı dikkate alır ve sorunun muhatapları olan bizlerle birlikte acil çözümler geliştirirler.”
HALKIN SAĞLIĞI İLE OYNAYANLAR SEFALET YÜZYILINA İMZA ATIYOR
Çoşan, ardından sağlık hizmetleri ve sağlık çalışanlarının sorunları ile sağlık sistemini değerlendirildiği basın açıklamasını yaptı. Çoşan açıklamasında “Memleketi uçurumun kenarına getirenler, aklımızla her gün her dakika alay edenler, sağlığımızla oynayanlar, korkunç bir “Sefalet Yüzyılı”na imza atıyorlar. İş yerlerimizi seri üretim bantlarına dönüştüren, çalışanları köleleştiren, iş barışına savaş açan, emeğimizi hiçleştiren, ayrıştırıcı ve ayrımcı politikaları hız kesmeden sürdürenler, yalnızca kendi ikballerini gözetiyor. Halkın sağlığını hiçe sayıp bozuk para gibi harcamak, “Vasatın İktidarı”nı iliklerimize kadar işlemek, toplumsal hafızamızı yok etmek istiyorlar. Geçmişimizi ziyan ettikleri yetmedi, bugünümüzü ve yarınlarımızı da ziyan etmek istiyorlar. Sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olarak bizler bu kötü gidişata, bu olumsuz tabloya tüm gücümüzle karşı koymaya, başka bir sağlık ve sosyal hizmetin mümkün olduğu inancını diri tutmaya ve umut aşılamaya devam ediyoruz. Yılmadan, pes etmeden, daha çok örgütlenerek mücadele ediyoruz.” ifadelerine yer verdi.
HASTANENİN YERİ RANTA DAYALI OLARAK SEÇİLDİ
Çoşan, açıklamasında Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’nin yerinin ranta dayalı olarak seçildiğini belirterek “Çanakkale Devlet Hastanesinin yeri ranta dayalı olarak seçilmiştir. Kayak merkezi yapılacak yere hastane yapılmıştır diyebiliriz. Hastane çevresinden arazi kapatan yandaşlar ve müteahhitlerden tutun da eczanelerden kafeteryalara, marketlere dek türlü ticari işletmeler, Hamidiye Mahallesi bölgesinin yapısını üst gelir grubuna hitap edecek şekilde değiştirmiştir. Sabah-akşam işe gidiş geliş saatlerinde yaşanan trafiğe çözüm bulunamamaktadır. Hastanenin altındaki okullarda eğitim gören öğrencilerin trafik güvenliği endişe verici boyuttadır. Kazaya davetiye çıkarılmaktadır. 1920’lerden kalma ve binası koruma altındaki tarihi eski hastane kaderine terk edilmiştir. Atıl vaziyettedir ve Çanakkale halkı sırf yeni hastaneyi kabul etsin, alışsın diye hizmet vermesine engel olunmaktadır. Nüfusun yoğun olduğu ve Karacaören’ e kadar genişleyen Esenler bölgesi hastaneye tamamen uzak bırakılmıştır. Otobüsle hastaneye ulaşım en az 1,5 saat sürmektedir. Eski SSK ve Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi binası da kasten atıl durumda bırakılmaktadır. Amaç halkı yeni hastaneye mahkum etmek ve zorla alıştırmaktır.” dedi.
KALİTESİZ MALZEME İLE HASTANE İNŞA EDİLDİ, KANTİN İHALE İLE YANDAŞLARA VERİLDİ
Açıklamasında Hastane’nin kalitesiz malzeme ve işçilikle inşa edildiği iddia eden Çoşan, sağlık personeli çalışma şartlarının da kötü olduğunu ifade etti. Çoşan açıklamasında iddialarını şu cümleler ile sıraladı. “Devlet hastanesinin Çatısı akmaktadır, asansörleri düşmektedir. Hastalar yaralanmaktadır. İklimlendirmesi ve havalandırması yetersizdir. Bu durum Pandemide daha iyi anlaşılmıştır. 2 kişinin yan yana zor yürüdüğü dar ve dik merdivenler ve merdivensiz servisler hangi akla hizmet yapılmıştır? Ferahlatmayan aksine darlayan yapısıyla personeli de hastaları da psikolojik olarak yıpratmaktadır. Otobüs durağına açılan kapı rantçılar tarafından kapattırılmış ve hasta/hasta yakınları taşıtlarla iç içe, kaldırımsız yolda yürümek zorunda bırakılmıştır. Hastaneye tahsis edilen şehir içi otobüs ve sefer sayısı yetersizdir. Hastane kantini sürekli kamu zararı yazmaktadır. Yandaşlara verilen ihaleler sonucunda, masa sandalyeden ibaret ve içi boşaltılmış şirketler ihya edilmektedir. Bile isteye ödemedikleri ve tahsil edilemeyen milyonlarca lira kira borcu mevcuttur. Personel ve hasta yemekleri kalitesiz ve yetersizdir. Yemek veren şirketler yeterince denetlenmemektedir. Usulsüzlüklerine göz yumulmakta, zamanında kesilen para cezalarının tahsil edilmemesi için şirketin ihale süresinin bitmesi ve pılını pırtını toplayıp gitmesi için her türlü kolaylık sağlanmıştır. Personel dinlenme odaları yetersizdir. İşyeri eğitimleri göstermelik yapılmaktadır. Hastane içinde sürekli servis değişikliği yapılmakta, kaos ve keşmekeş hüküm sürmektedir. Pandemi döneminde ve halen daha bir günde açılan yoğun bakımlar mevcuttur. Sağlık gibi kritik bir alanda planlamadan uzak, ben yaptım oldu kafasında bir idari yönetim baştadır. Eleştirilmeye asla tahammülleri yoktur. İş Sağlığı ve Güvenliği Birimleri yetersizdir. Personel iş güvenliği riskleriyle yüz yüze çalışmak zorunda bırakılmaktadır. Sarf malzemeleri kalitesizdir, koruyucu olmaktan uzaktır, bulaşıcı hastalıklara davetiye çıkarmaktadır. Ameliyat bohçası başta olmak üzere bitmeyen bir malzeme sıkıntısı yaşanmaktadır. Medikal malzeme şirketlerine olan borçlar uzun süredir tam ve zamanında ödenememektedir. Yoğun bir temizlik ve hijyen sıkıntısı yaşanmaktadır. En riskli işyerleri kategorisindeki hastanelerin en hijyenik yerlerden olması gerekirken enfeksiyon oranları her geçen gün artmaktadır. Kesilen ve formaldehid (kanserojen kimyasallar) ölçümleri yüksek olması nedeniyle hastane hizmete açıldığından bu yana Patoloji Laboratuvarı ruhsat alamamaktadır. Bu ölçümler yüksek olmasına rağmen çalışırken kesilen içerikli maddeler kullanan kapama cihazı yaklaşık 6 aydır bozuk olup bu kimyasallara maruziyeti artıracak şekilde kapamalar elde yapılmaktadır. Bazı cihazlar çalışmayı zorlaştıracak ölçüde yetersiz işlevli ve eskidir. Laboratuvar Vaka sayısına göre personel sayısı ve alan olarak yetersizdir.”
PERSONEL ALIMLARINDA ADALETSİZLİK YAPILIYOR, SENDİKAL AYRIMCILIK SORUNU VAR
Sağlık personeli sayısının az olduğunun da altını çizen Çoşan, açıklamasında ÇOMÜ hastanesinde hocaların hastalardan malzeme için ücret farkı istediklerini iddia ederek şunları söyledi. ”Personel planlamasında sürekli bir adaletsizlik ve kayırma yaşanmaktadır. Yandaş ve sarı sendika üyeleri yönetici yapılmakta, iktidara ve kendilerine yakın olmayan personeller mobbinge maruz bırakılmakta, mesleki unvanları hiçe sayılarak görev yerleri sürekli şekilde değiştirilebilmektedir. İlçeler dahil ilimiz düzeyinde en önemli ameliyatların yapıldığı ve tüm cerrahi branşları ayakta tutan Çanakkale Devlet Hastanesi Ameliyathanesinde çalışan anestezi teknisyen ve teknikerleri sistemli biçimde yıpratılmakta, mobbinge maruz bırakılmaktadır. Personele yaşatılan sıkıntıların temelinde, tehlikeli sendikal ayrımcılık anlayışı ve problemin asıl kaynağı kişileri koruyan kayıran “politik-ayrıcalıklı-mafyatik” güçlerin basınç ve baskısı yatmaktadır. İdareciler kurum dışı bazı odaklardan gelen basınç ve yönlendirmelerle bir öyle bir böyle davranarak personelini koruyamamakta, yetişmiş işgücünü harcamaktadır. Ameliyathane özel hastane gibi kullanılmaktadır. Acil hasta için nöbet tutan nöbet ekibi dahi elektif ameliyatlarla yorulmaktadır. Getirilen teşvik performans ödemesi sistemiyle cerrahlar daha fazla kazanmak için daha fazla ameliyat yapmaya koşullandırılmaktadır. Kışkırtılmış sağlık sistemiyle ne hastalar iyileşmekte ne de sağlık emekçilerinin işi bitmektedir. İş yükü her gün daha da çok artmaktadır. Personel sayısı hep yetersiz kalmakta, hep daha çok personele ihtiyaç duyulmaktadır. Sevk zincirinde 3. Basamak sağlık kuruluşu olan ÇOMÜ Hastanesinden Çanakkale Devlet Hastanesi’ne hasta sevki yapılmaktadır! Olması gerekense tam tersidir. Üniversite hastanesini, ısmarlama ve kişiye özel kadro sipariş ve ilanlarıyla dolduranlar, bir alt basamaktaki hastaneye hasta sevki yapmaya kadar ileri gidebilmektedir. ÇOMÜ hastanesinde hocalar ve malzemeler için hastalardan ücret farkları istenmektedir. Hastalara dışarıdan malzeme aldırılmaktadır.”
SÖZLEŞMELİ KODROLAR, SİYASİ REFERANSLAR İLE YETERLİLİK VE TECRÜBEDEN UZAK İSİMLER İLE DOLDURULUYOR
Yetersiz tecrübesiz personel alımı yapıldığı iddiasını da ifade eden çoşan “sözlerşme ile kadrolar bu şekilde dolduruluyor” dedi. Çoşan, seçim yatırımı yapılıyor diyerek açıklamasında şunları söyledi. “Sağlık Müdürlüğü ve hastanelerde mesleki yeterlilik ve tecrübeden uzak personeller haksız kayırmalarla, siyasi referanslarla sözleşmeli yönetici kadrolarını doldurmuş durumdadır. Fahiş astronomik maaşlarla hak etmedikleri bir ayrıcalığı yaşamaktadırlar. Giderek sağlık personelinin sorunlarına çözüm üretmekten uzak, işyeri sorunlarından kopmuş ve kendi istikbalini düşünen pozisyonlara savrulmuş durumdadırlar. Hastane İdaresinden hekimlere ve sağlık personellerine müthiş bir sur-time çalışma (mesai sonrası tam günün yüzde 50 kadar ek çalışma) basıncı mevcuttur. Tükenmişlik sendromu yaşayan personel daha da çok çalıştırılıp iyice tüketilmek istenmektedir. Bazı Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM) kamu dışı çalışan sağlık çalışanları aynı işi yaptırılıp daha az ücret verilmekte, işgüvencesi sağlanmamakta ve özlük hakları verilmemektedir. Evde sağlık birimi çalışanları görevlendirme yazısı verilmeden, fiili zorluklar çıkartılarak belediye sınırları dışına hizmete gönderilmek istenmektedir. Bu durum da tamamen seçim yatırımıdır. Personeli kapasitesi üzerinde çalıştırıp hastaları, engellileri memnun etme niyeti taşınmaktadır. Nüfusu giderek büyüyen ilimizde binlerce sağlık personeline rağmen bir tane kreş hizmet vermemektedir. Daha önce Genel Sekreterlik binası olarak kullanılan ve halihazırda atıl vaziyette bekletilen binanın kreş olmaması için nasıl bir engel vardır? Hüseyin Akif Terzioğlu Vakfını yöneten Çanakkale Valiliği orayı bir an önce kreş olarak İl Sağlık Müdürlüğüne ücretsiz tahsis etmelidir.”
HAKLI TALEPLERİMİZ İÇİN MÜCADELEMİZ SÜRECEKTİR
Çoşan, basın açıklamasının son bölümünde de “Sosyal hizmetler alanı da siyasal iktidarın arka bahçesine dönmüş durumdadır. Kışkırtılmış sosyo-ekonomik destek başvuruları, engelli ve engelli bakımı başvurularında bilinçli olarak izlenen yanlış politikalarla, muhtaç durumdaki yurttaşlar sadaka kültürüne alıştırılmakta, seçmen tabanı olarak kodlanmaktadır. Sosyal hizmet anlayışı yozlaştırılmış, sadaka kültürüne dönüştürülmüş durumdadır. Pandemi fırsat bilinerek, hiç gerekmemesine rağmen sosyal hizmet emekçileri ev ziyaretlerine gönderilmiş, memnuniyet takibi yaptırılmıştır. 112 Acil Birimlerinde usulsüzce nöbet tutturulmuş ve ücretleri dahi ödenmemiştir. Şimdi de, sosyal hizmet uzmanları başta olmak üzere görev tanımı içerisinde yer almamasına rağmen personeller Ulusal Aile Ziyaret Programı kapsamında evlere memnuniyet sağlama ziyaretlerine gönderilmektedir. Bu durum da tamamen seçim yatırımıdır. Engelli ve bakım maaşlarını düşürülürken, ihtiyacı olan birçok yurttaşın geliri kesilirken, dar gelirlilere sosyo-ekonomik destekler sadaka düzeyinde sağlanırken; bu tür ziyaretlerle reklam ve imaj çalışması yapılmakta, sosyal hizmet emekçileri bu siyasi propaganda kapsamında kullanılmaktadır. Sosyal hizmet uzmanlarının bitmeyen çilesi sürmektedir. Önce ünvanlarını kullanmaları yasaklanmak istendi. Sonra ünvanlarına uygun gelir almaları engellendi. Statülerine eşdeğer başkaca bakanlık personelleriyle aynı işi yapmalarına rağmen, ücretleri çok düşük ödenmektedir. Neredeyse bazı aylar kamuya geçirilen eski taşeron işçilere ödenen ücretten daha azını almaktadırlar. Yine, Genelkurmay Başkanlığı’nın görev ve sorumluluğunda olması gerekirken şehit gazi yakınlarının rehabilitasyonu işi de sosyal hizmet emekçilerinin sırtına yüklenmiş durumdadır. Aynı şekilde, 7/24 saat esasına göre çalışan Çocuk İzlem Merkezlerinde (ÇİM), Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezinde (GAMER) sosyal hizmet emekçilerine hukuki boşluklardan faydalanılarak nöbet tutturulmaktadır. Karşılığında da izin verilmesi hukuksuzdur. Adliyelerin kadrolu sosyal hizmet uzmanı ve psikoloğu bulunmasına rağmen; savcılık soruşturması kapsamında sosyal hizmet emekçileri -herhangi bir ödeme yapılmaksızın zorunlu bilirkişi gibi değerlendirilerek- ifade süreçlerine usulsüz dahil edilmektedir. Adalet Bakanlığınca büroları kurulmasına rağmen; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu uyarınca verilen danışmanlık tedbir kararlarını yerine getirmeleri bekleniyor ve isteniyor. Saymakla bitmeyecek bunca sorun buzdağının ancak görünen yüzüdür. Bu ve benzeri bütün sorunlar ilçelerin tamamında ve çok daha çeşitli şekillerde mevcuttur. Dileğimiz ve beklentimiz, başta en acilleri olmak üzere sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin her alandaki sorunlarının giderilerek, insanca çalışmaya uygun ortamlar yaratılması ve insanca geçinmeye yetecek temel ücret düzeyleri, ölük ve mali hakların belirlenmesidir. Haklı taleplerimiz karşılanan dek emek ve demokrasi güçleriyle birlikte yürüttüğümüz mücadelemiz sürecektir.” ifadelerine yer verdi.
